[x]

deviantART

 
About Me Member Yellow Alien lusnikaFemale/Turkey Recent Activity Deviant for 2 Years
Not Subscribed
Statistics 77 Deviations
1,253 Comments
8,726 Pageviews

deviantID

Devious Info

  • Favourite movie: come and see, lotr, prestij
  • Favourite band or musician: , edith piaf, sia, the gathering
  • Favourite genre of music: nananana
  • Favourite artist: me :P
  • Favourite poet or writer: bejan matur, nazım hikmet
  • Favourite photographer: mmm.... ok ok i love you all
  • MP3 player of choice: my own brain
  • Favourite game: frp
  • Favourite gaming platform: desktop

bir kararim var

Thu May 14, 2009, 7:38 AM
ben bir karar aldim. bu yaz adada kalip sevdicemlen beraber işe girip caliscam.
burada bulamazsak sirt cantalarizi yuklenip güneye dogru adim adim ilerleriz.
boyle kalacak yer veren, insani insan yerine koyan, oteldir, cafedir, bardir, bulasikci arayanidir varsa bildiginiz, lutfen haber ediniz.

kolay finaller, az kavuran hava, tum yaz boyu bol ask dilerim efendim.

:heart:

bir de Morcheeba - Blinfold dinleyin

  • Mood: Sunny Mood
  • Listening to: instinct
  • Reading: my mind
  • Watching: sky
  • Playing: word
  • Eating: earth
  • Drinking: water

deviantART Notice

[x]

News

No news submitted yet.

Comments


Hidden by Owner
bir gün en kadim dostlarından olan meşe ağacının altında oturan nymphe, ağacın fısıldadığı korkunç bir hikayeden çok etkilenir. meşe'nin söylediğine göre istanbulos adlı bir şehirde artık tek bir ağaç bile kalmamıştır. karanlık ve ölüm kokan şehrin öyle garip bir büyüsü vardır ki insan oğulları ölümlerine koşarak gidermiş, hayatı geride bırakmak onları hiç üzmezmiş ve bu yüzden yolları çok neşeliymiş. büyü şehrin efendisi devrim tarafından yapılmış, oldukça akıllıymış. bir dryad olan nymphe şaşkınlık içinde meşe'nin yanından ayrılmış. "nasıl olur da bu kadar çok ağacı kendisine ayırır" diye hiddetlenmiş. ve istanbulos'a girmeye karar vermiş. ancak bunu ölmeden yapması gerektiğinden çok eski bir yönteme başvurmuş. ipek pelerinine bir damla kan bağışlamış tanrıların huzurunda ve pelerin kırmızı olmuş. kırmızı bir nyphe ölümün kollarına düştüğünde ona bahşedilen renkmiş. onu kendine kırmızı pelerin yaparken gören poseidon biricik perisine iki yakut vermiş ve şöyle demiş: "istanbulos'a hükmeden ölümün uşakları vardır, iradeden yoksun kör zihinleri vardır. bu iki yakutu al ve gözlerine koy, onlara altından daha tatlı gelecektir ve yaşayan ruhunu görmemelerini sağlayacaktır. ve senin gözlerin bu iki taş sayesinde büyü ile bağlanmayacak ve sahte neşenin peşinden gitmeni engelleyecek, ta ki devrim'in huzuruna çıkana dek." nymphe söyleneni yapmış. ölümün sokaklarına bir yaşayan olarak izinsizce girmeyi başarmış. öyle çirkinmiş ki bu şehir nymphe'in ışığı titrek ve solgun olmuş. ölü ağaçların arasında aylarca ağlamış. ve bir gün yapmak istediği anlaşmayı anlatmak üzere devrim'in huzuruna çıkmaya karar vermiş. ağaçlardan başka kimseye fısıldamaması gereken adını onunla paylaşmak karşılığında ağaçları geri istediğini söyleyecekmiş. yüreğine düşen korku, kederinden fazla değilmiş. ağaçları için, her istendiğinde bu şehre gelmeye katlanabilirmiş. ona adını verebilirmiş. nymphe yakutları ve pelerinin çıkarı;p devrim'in karşısına dikilmiş.

ve devrim misafirine hiddetle bakarak kendisinden ne istediğini, canlı ve neşeli ağaçların olduğu diyardan istanbulos'a niye geldiğini sormuş. zira bir nymphe'nin ölüler diyarı istanbulos'ta barınması ancak öldüğünde mümkün olabilecek bir şeymiş. nymphe, buz mavisi gözlerini devrim'in gözlerinin kızıllığına saplayarak ona istanbulos'ta hiç ağaç olmamasına çok üzüldüğünü ve o ağaçlar karşılığında her şeyi, hatta ağaçlardan başka kimseye fısıldamaması gereken adını bile verebileceğini söylemiş. devrim nymphe'in cesaretine hayran kalmış ama kafasını meşgul eden bir soru varmış; bir dryadın asla ama asla ağacından ayrılmaması gerektiğini bilirmiş ve şuan karşısındaki güzel gözlü nymphe ağacından ayrı durumdaymış ve hala olması gerektiği kadar genç görünüyormuş. nymphe'nin adını öğrenmek istiyormuş tabi ki devrim, ama eğer tahmin ettiği gibi şuan yasaları ihlal ettiği için peşinde bir erynyes varsa canı hala tehlikede olabilirmiş ve ölümü yaklaşmış bir nymphe'nin adı onun pek bir işine yaramazmış, çünkü zaten ölürse geleceği yer yine istanbulos olacakmış ve o zaman adının önemi kalmayacakmış. 

devrim bütün bunları düşündükten sonra yerinden kalkmış, nymphe'ye yaklaşmış ve güzel saçlarını okşayarak hala nasıl hayatta olduğunu sormuş.

nypmhe karşısında dikilip onun saçlarını okşayan devrim'i görünce kanının akmayı bıraktığını hissetmiş. henüz genç ve deneyimsizmiş. o an oradan kaçı;p gitmek ve istese de kımıldamamış ve ormandan kaçı;p gitmeyi değil cesur olmayı öğrendiğini hatırlamış. derin bir nefes alı;p anlatmaya koyulmuş. devrim'e muhafızlarının nasıl kör olduğunu, tanrılardan nasıl yardım aldığını tek tek anlatmış. devrim kibar bir kahkahanın ardından diğer eliyle nypmhe'in çenesinden tutmuş. korkuyormuş nymphe ama ölmekten değil, peleriniyle nasıl da aynı renkte olduğunu görmüş devrim'in gözlerinin. ölümün kendisiyle değil, ölümün efendisiyle göz gözeymiş. istediğini elde etmenin sonsuz bir mahkumiyet demek olduğunu bir kez daha hatırlamış. meşe'yi ve onun tüm kelebeklerini anmış fısıldayarak, dudakları belli belirsiz kımıldıyormuş o duasını ederken. "benim" diyormuş "bir kraliçenin pudrası gibi şeffaf, bir kralın hançeri kadar sağlamdır kanatlarım. gözlerim sarayların sır kapılarında daha gizli, ellerim toprak anadan marifetlidir. düşman kanının son damlasındandır dudaklarım ve bir kelebeğin ilk günü kadar zarif yine onun hiddeti kadar muazzamdır ruhum; o ki okyanusları yerinden oynatandır." nypmhe'in tüm bedeni titriyormuş, ölümün saçlarına dolandığı vakitte o, yaşam duasına sığınıyormuş.

devrim, nypmhe'nin gözlerinin içine uzun uzun bakı;p, ağaçlar karşılığında ondan hem adını söylemesini hem de sonsuza kadar devrim'in yanında, istanbulos'ta kalmasını teklif etmiş. afallamış nypmhe, bunu beklemiyormuş. eğer bunu yaparsa fazla yaşayamayacağını söylemiş. devrim nypmpe'nin saçlarını okşayı;p, eğer burada kalırsa ona ölümsüzlük vereceğini ve bağımlılıklarını ortadan kaldıracağını anlatmış. devrim bunları anlatırken titreyerek dinlemekteymiş nypmhe, gözlerinden iki damla daha yaş süzülmüş ve başını öne eğmiş.

devrim ölüm tanrısıymış, ama gaddar değil. nymphe'e bakmış devrim, göz yaşlarının düştüğü yerde toprak yeşerir gibi olup tekrar ölüme teslim oluyormuş. düşünüyormuş nymphe, zamanının fazla olmadığını biliyormuş, dua etmeye devam edemezmiş. tekrar devrime bakmış ve bu sefer karşısında bir tanrı olduğunu olduğunu fark etmiş. onun şuan saçlarını okşayan bir tanrıymış. bir an için rahatlamış, bir an için etrafta kol gezen ölümün varlığının kabul edilebilir olduğunu düşünmüş. hem ağaçları için değmez mi?

devrim nymphe'in rahatladığını hissedince biraz daha sokulmuş yanına, istediğini almak üzere olduğunu biliyormuş. ona cevabının ne olduğunu sormuş. nymphe az önceki korkusunu yenmemiş sadece kabul etmiş. titremese de gözlerinden nasıl hüzünlü olduğu görülüyormuş. "eğer beni peşimdekilerden koruyacağına söz verirsen ve bana verdiğin tüm sözleri tanrılar katında bağlayıcı yeminler olarak verirsen, seninle sonsuza kadar istanbulos'ta kalırım ve asla yanından ayrılmam." aslında bağlayıcı yemine ihtiyacı olmadığını biliyormuş nymphe, devrim bir tanrıymış ve tanrılar güvenilirmiş.

devrim'in dudaklarına hafif bir gülümseme yerleşmiş.

ve birden koyu yeşil çimenler belirmiş nymphe'nin ayaklarında. nymphe içine dolan sonsuzluğu gözlerinde, dudaklarında ve kalbinde hissediyormuş. "sen" demiş devrim ona. "sen artık nereden geçersen orada bir fidan belirecek ve kısa zamanda istanbul bol bol ağaç barındıran bir yer olacak. renkleri senin bildiğin ağaçlar gibi olmayacak, daha koyu olacak ama yine onlarla da konuşabileceksin. ha bir de, şunu da kabullen; istanbulos'ta yaşayacakları için biraz mutsuz ve derbeder olabilirler." diye fısıldamış kulağına nymphe'nin devrim. sonra da nypmhe'yi alnından ö;pmüş ve doğrulurken "ve sen artık burada, hep benimle berabersin." diyerek gülümsemiş.

uzun yıllar önce poseidon bir peri kızına aşık olur. bir su perisidir bu kız. saçları güneşten daha sarı, gözleri okyanuslardan daha derindir bu perinin. posiedon kızı korkutmamak için günlerce onu suyun altından izler. onun şarkılarını dinler. öyle mutlu olur ki posiedon suya emreder, suyun perinin şarkısıyla uyum içinde dans etmesini ister.

sonunda perinin karşısına çıkar, ona derinlerin en değerli mücevherlerinden yaptığı kolyeyi hediye eder ve ona olan aşkını anlatır. kız ürkek ürkek yanına yaklaşır poseidon’un, kız da aşık olmuştur. posiedon kıza onunla gelmesini ona tüm dünyayı ve tüm dünyadan daha değerli olduğunu göstermek istediğini söyler. su perisi bunu kabul eder. dünya’nın çevresinde dolanırlar günlerce. bir gün bir orman kenarında otururlarken bir erynye gelir, kaderleri engellenemezdir. ölümlü ya da ölümsüz herkes cezasına boyun eğmek zorundadır, tanrılar bile katlanır buna, bu kuraldır. peri kızı, poseidon’dan ayrılmadan önce ona ismini fısıldar ve bunu sadece poseidon duyar.

kederle boğuluyordur poseidon, yıllarca o ormana gider gelir. ve bir gün bir meşe ağacının dibinde ormanla denizin arasında küçük bir peri görür. ormanın yeni hediyesidir. başucuna yaklaşır perinin, dünyanın en huzurlu uykusunda gibidir. eğilir ve kulağına şöyle fısıldar “ sen minik peri, denize ait gibi ama yine de bir ormanın perisisin. bu orman sana seni verdi, ismini ise sana deniz verecek. bir aşkın anısı ol bundan sonra. adın züleyha’dır.”


nymphe kederi ve huzuru içinde hissetmiş tanrının ö;pücüğüyle. bir tanrının uğuruna sahipmiş artık. sonsuzluğu görüyormuş, o hiç bitmeyecek yaşamını sindirirken etrafından geçen ölümü görüyormuş. ağaçlar ölüyormuş ve yenileri geliyormuş. yere bakmış, koyu çimenler ve kederli ağaçlar yetişecekmiş artık onda. “yine de hayat” diye geçirmiş içinden “her şeye değer.” gözlerini kaldırı;p devrim’e bakmış, kırık bir tebessüm varmış dudaklarında ama artık ağlamıyormuş gözleri. yaşamın sevinci onu her şeyden çok teselli ediyormuş.

iyice yaklaşmış devrim’e züleyha, derin bir nefes almış, o karanlık kentte tüm ışığını yaymak istiyormuş, “adım” demiş “adım züleyha ve evet, bundan sonra hep burada seninle beraberim”.

devrim geri çekilmiş birkaç adım. periye bakmış, gözlerini hiç kaçırmadan doğruca kendisine bakıyormuş züleyha. tüm bu kasvetin içinde beyaz beyaz parlıyormuş titreyerek de olsa. gülümsemiş tekrar. “istanbulos’un incisi” diye geçirmiş içinden.

ve o günden sonra istanbulos isimli, koyu mavi gökyüzü sahibi şehirde; yeni yeni büyüyen ağaçların değiştirdiği çok daha canlı gökyüzü kokusuyla beraber, her gece gök yüzündeki yıldızları sayı p, olimpos yıkılana kadar beraber yaşamışlar.

--
Eray Devrim Duman
özleniyorsunuz!!!
:orange:

Hörmet ederim, zevkti derim.

--
Serhat Bayram ||| serhatbayram.net
[link] desteğinizi bekliyorum :)
fav ın batsın!

--
Death is not the problem. What you think of death is the problem.
haram olsun!

--
bunalim yaratinca duslerim, herseyi yakmak gibi bir huy edindigimden degil; sifa otumu kaybettigimden can yakar oldum.
lan kız adamın teki o 5dk lık işi faeatureladı journalında. hem de epey şaşalı bi fotorafçı :D demek böyle çalışıyo dA. herkesn yaptığını yap ünlü ol :D

--
Death is not the problem. What you think of death is the problem.
harbi mi lan :D
obaaa coştun desene

--
bunalim yaratinca duslerim, herseyi yakmak gibi bir huy edindigimden degil; sifa otumu kaybettigimden can yakar oldum.

Site Map